Kısıtlı Hesap Hikayeyi Görür Mü? Kayseri’den Bir Günlük
Bugün Kayseri’de güneş öyle bir doğdu ki, sanki bütün şehir umutla gülümsüyordu. Ben ise kendi odamda, günlüğümün başında otururken bir yandan telefonumu kontrol ediyor, bir yandan kafamda bin türlü düşünceyle boğuşuyordum. Kısıtlı hesap hikayeyi görür mü? diye düşünmeden edemiyorum. Bazen cevap alamamak, bazen de sadece sessizce izlemek bile insanın kalbini kırabiliyor.
Sabahın Sessizliği ve İlk Umut
Bugün sabah erkenden kalktım. Penceremden bakarken Kayseri’nin dar sokaklarını izledim; güneş taşların arasına düşerken, küçük bir umut ışığı gibi parlıyordu. Telefonumu elime aldım. Mesaj göndermeyi düşündüm ama göndermedim. Çünkü “Kısıtlı hesap hikayeyi görür mü?” sorusu kafamı kurcalıyordu. Günlüklerime yazdığım gibi, bazen bir kişiyi görmek bile yetiyor; ama bazen, sadece uzak bir sessizlik var.
Bir kahve yaptım, mutfakta otururken elim istemsizce telefonuma kaydı. Göndersem mi, göndermesem mi? Her düşüncem bir yanımda heyecan, diğer yanımda hayal kırıklığı barındırıyordu. İçimden “Belki görmüyordur” diye geçerken bir yandan da “Ya görüyorsa ve umursamıyorsa?” korkusu sardı. Bu çelişki, Kayseri’nin sessiz sabahına inat, içimde fırtına gibi esiyordu.
Öğleüstü ve Küçük Sahne
Öğle vakti, ailemin yanına indim. Yemek masasında babam televizyon izlerken ben kendi köşemde telefonumu açıp kapadım. Arkadaşlarımın paylaşımlarına bakarken aklım yine aynı soruda kaldı: Kısıtlı hesap hikayeyi görür mü? Bir yandan kendimi saçma buluyordum; bir yandan ise umut kırıntıları içimde titriyordu.
O sırada küçük bir sahne yaşandı: Annesiyle pazardan dönen bir çocuk, elindeki balonları kaybetmemek için sıkıca tutuyordu. Onu izlerken düşündüm; tıpkı benim duygularım gibi, umut ve endişe arasında gidip geliyordu. İçimden “Belki de her şey elimizde değil” dedim. Ama kalbimde yine de o küçük heyecan kırıntısı kaldı; acaba bugün görecek mi, acaba bir işaret bırakacak mı?
Akşam ve İçsel Monolog
Akşam üstü, Kayseri’nin sokaklarında yürüyüşe çıktım. İnsanlar işten dönüyor, bazıları kahkahalarla sohbet ediyordu. Ben ise kendi içimde dönüp duruyordum. Telefonum cebimdeydi, ama elime almak istemedim. Çünkü “Kısıtlı hesap hikayeyi görür mü?” sorusu, her dokunuşta biraz daha ağırlaşıyordu.
Bankaların ışıkları, cafelerin vitrinleri, hatta rüzgarın taşlara çarpışı bile bana o soruyu fısıldıyordu: Görüyor mu? Umursuyor mu? İçimde bir hayal kırıklığı vardı; çünkü bazen sessizlik en büyük cevap gibi geliyor. Ama aynı zamanda bir umut da vardı; belki sadece fark etmiştir, belki de sessizce izliyordur.
Yürürken aklıma geldi; belki de bu sorunun cevabı, tamamen onun elinde değil. Belki de önemli olan, benim hissettiklerim. Heyecanımı, kırıklığımı, umutlarımı hissetmek ve kabul etmek. Belki de görüyor veya görmüyorsa, benim kalbimdeki hissiyat hâlâ gerçek ve değerliydi.
Gece ve Kapanış Düşünceleri
Güneş battığında odama geri döndüm. Günlüğümü açtım ve hissettiklerimi yazmaya başladım. İçimde hâlâ bir merak vardı: Kısıtlı hesap hikayeyi görür mü? Ama artık fark ettim ki, bu merakın kendisi de bir tür bağ kurma çabasıydı. Belki cevap alamayacağım, belki sessizlik devam edecek; ama bu, hislerimin geçersiz olduğu anlamına gelmiyordu.
Telefonu elime aldım, birkaç dakika baktım ve kapattım. Heyecanım, hayal kırıklığım, küçük bir umut kırıntısı; hepsi günlüğümde güvenle duruyordu. Kayseri’nin sokakları artık karanlığa gömülürken, ben kendi içimde bir dinginlik buldum. Belki bir gün, hikaye görür veya görmez; ama benim duygularım hâlâ gerçekti ve bu da yeterliydi.
Sonuç
“Kısıtlı hesap hikayeyi görür mü?” sorusu, basit bir dijital merak gibi görünebilir. Ama aslında, duyguların, beklentilerin ve insan kalbinin küçük ama güçlü fırtınalarını içinde barındırıyor. Kayseri’nin sessiz sokaklarında yürürken, her bakış, her rüzgar, her taş bana hislerimi hatırlattı. Görülmek ya da görülmemek, belki de en önemli mesele değil; önemli olan, hislerimizi kabul etmek ve onları güvenle ifade edebilmekti.
Bugün öğrendim ki, bazen sessizlik de bir cevap olabilir, ama kendi içimizdeki heyecan, umut ve kırıklıklar, hikayemizi yaşatan en gerçek parçalar.